Enter your keyword

Özel Öğretim Kurum Yöneticisi İçin Öğretmen

Özel Öğretim Kurum Yöneticisi İçin Öğretmen

Bir Özel Öğretim Kurumu Yöneticisi İçin Öğretmenler

Birçok alanda ve sektörde olabileceği gibi eğitim sektöründe bilhassa takviye temelli ya da sınava hazırlık şeklinde çalışan özel öğretim kurumları içinde çalışan her bir personelin hedefi ya da en azından odak noktası farklı olabilir. 3.sınıf yöneticiler hep amaç birliği vurgusu yapadursun aslında bu mezkur durum hayatın olağan yapısına çok uygun. Yani şunu demek istiyoruz; aslında bütün personeller arasında amaç birliği olması gerekmez. Herkesin farklı sebeplerle güdülenebildiği gerçeğinden yola çıkarak aslında iyi bir yönetici için farklı amaçlar ve farklı odaklar taşıyan personeli bir yapboz birleştirir gibi birleştirip hiçbir parçanın orijinalini bozmadan(geliştirmek orijinali bozmaz) iyi bir genel harita oluşturabilmektir.

Bu anlattığımın bir çırpıda söylendiği gibi kolay bir şey olmadığının farkındayım. Fakat yöneticiliğin ve bilhassa eğitim alanında yöneticiliğin kolay olduğunu düşünüyorsanız yanılıyorsunuz.

Daha somutlaştırmak gerekirse işin aslı şu; bir yönetici kaynaklarını kullanarak hedefe giderken odak noktası ister istemez finans, kar, kurum güvenliği vs olurken öğretmen arkadaşlarımızın ki, öğrencideki akademik gelişim ve öğrenme faaliyetlerinin ilerlemesidir.

İyi bir plan yapamayan yönetici, öğrenci sayısı ve kurumun maddi hedefleri geride kalmaya başladığında kurumdaki öğretmenleri duyarsızlıkla suçlar. Kurumun başına bir şey gelirse herkesin işsiz kalması ile tehdit eder. Uzun uğraşlar ve çeşitli argümanlar ile öğretmenleri yönetici yardımcısı ya da bir yönetim personeli olmaya ikna eder. Yani bir nevi zafer kazanır. Ama aslında bu bir pirus zaferidir. Çünkü bu kimlik sıkışmışlığı öğretmen performansını çok düşürüyor ve öğretmen odası kulislerine dönüşüyor. Genel olarak var olan maaş, çalışma şartları ve prestij algısı sorunlarına birde bu kimlik çatışması eklenmiş oluyor. Geçim kaygıları ile baskılarınıza hüsn-ü cevap vermiş gibi görünseler de sonunda verim düşeceğinden kaybeden siz olacaksınız ondan dolayıdır ki bu duruma pirus zaferi dedim.

Durumun aslı şudur öğretmen öğretim faaliyeti yapmak ve öğrencilerin akademik becerilerini geliştirmek üzere işe alınmıştır. Dolayısıyla bu alanda faaliyet göstermesi kendi amaçlarına uygun olacaktır. Zira biliyoruz ki öğretmen arkadaşlar devlet memurluğu ya da a ve b sınıfı kolejlere geçişte bir basamak olarak özel öğretim kurumlarına uğruyor. Kalıcı olmadığını o da biz de biliyoruz. Öğretmene bakan yönüyle süreç şöyle ilerliyor; devlet sınavlarında ve bahsi geçen kolejlerde kendisinden 3 alanda gelişmişlik bekleniyor. Biri alan bilgisi, biri mesleki bilgi diğeri ise genel yetenek ve genel kültür. Bu sorumluluklar içinde özel öğretim kurumları alan bilgisini geliştirmek açısından çok iyi bir fırsat sunuyor.

Eğer bu durumu sorun gören varsa kendi yöneticiliğini ve komplekslerini gözden geçirmeli. Çünkü takviye kuruluşları ile yaptığımız şeyin sınırları bu. Hayır, benim kurumum bir öğretmen için hep kalmak isteyeceği bir son durak olacak iddiasında olan varsa, devlet ya da a sınıfı kolejlerin imkanını o insanlara sunabilmeli. Fakat bu imkanları sunduğunda sattığı eğitim ürünleri ve hizmetlerinin maliyeti öyle yükselecek ki optimal bir karla satılmak istendiğinde piyasanın çok üstünde kalacak ve tercih edilmeyecektir. Ekonomi biliminin varsaydığı “şirketler fiyat belirlemez kabul eder” dedikleri tam da budur. Bu yüzden yöneticinin bir ressam gibi öncelikle tuale yani resim çizeceği alanın sınırlarını bilmeye ihtiyacı vardır. Özel öğretim kursları için sınırlar budur kabul etseniz de etmeseniz de.

Son tahlilde söylemeye çalıştığım şu; her personel gibi öğretmenlerimizin de iyi analiz edilmesi, iyi anlaşılması ve en faydalı olacak şekilde istihdamı sağlanması gerekir. Yani mümkün mertebe kendi alanları ve kazanımları için de öğretim faaliyetlerinde gelişmesi sağlanmalıdır. Aksi takdirde yönetim ödevlerinin parçası haline getirilmiş öğretmen, velinin aklında kendisini sözleşme yapmaya ikna etmeye çalışan kişi olarak kalıyor. Öğretmenlik tercihinde bulunmuş kişiler için bu kabul edilebilir olmuyor. Yönetim ve satışın bu hareketli dünyasına yabancı olan öğretmenlerimizi zorla bu alana çekmeye hakkımız yok. Kendisi talep ederse ve kariyer tercihini bu yönde yürütme kararı alsa o başka meseledir.

Yorumlar(2 )

  1. Aydın
    added on 24 Oca, 2018
    Cevapla

    Yöneticinin olumsuz yanları resmedilirken bazı subjectiv değerlendirmeler olmasının yanında eğitim ile satışı yani marketi ayıran yaklşamınız gayet güzel olmuş. Lakin özel sektörün doğasında olan kar endeksli yapının özel eğitim kurumlardaki öğretmenler üzerindeki dönüştürücü etkisi bence hala muğlaklığını korumakta

  2. Emre
    added on 25 Oca, 2018
    Cevapla

    Özel eğitim kurumlarında daimi öğretmenliğin daha faydalı olduğuna kanaat getirilirse -anlatıldığı gibi şartlara göre hayali de olsa- denenebilir.fakat bu faydaya dair soru işaretlerim var.
    Özel eğitim KURUMU bir öğretmen için neden son durak olmalı ?
    Her GELİŞMENİN maddi-manevi karşılığı olmalı.bu sistem buna musait mi?

Yorumunuz

Your email address will not be published.

four × three =

Hemen AraFacebookTwitterInstagramWhatsApp