Enter your keyword

Özel Dersin Kurumsallaşma Hikayesi

2013 Yılında Özel Ders Fikrini Hayata Geçirdik

Atabey Özel Ders Merkezi olarak, özel dersi kurumsallaştırma ve sektörel yapı haline dönüştürme fikrimiz 2013’te, özel ders vermeyi yoğunlaştırma fikri ile başladı. Fakat özel ders sistemimizin ana arteri ve esas meselesi değildi. Ama başlangıçta tohum itibarıyla bakarsak 2013 yılında özel ders verilmeye başlandı. 2014’ün en başında, yani, Ocak ayı itibarıyla da tamamen özel ders sistemine geçildi.

Biz o tarihe kadar etüt merkezleri, dershaneler ne yapıyorsa üç aşağı beş yukarı aynı şeyi 10, 18, 20 kişilik sınıflarla denedik. Bu sınıflarda ortaokullara, ilkokullara takviyeler yapıyorduk ve verimsizlikten çok dert yanıyorduk. Bir defa, velilerimizden gelen şikayetlerden ziyade, kendimiz verdiğimiz hizmetten, yaptığımız işten zevk almadığımız bir durumla karşı karşıyaydık. O tarihlerde radikal bir karar aldık. 2014’ün başına tekabül ediyor. Dedik ki ya sistemi tamamen özel derse çevireceğiz, ya da tamamen grup özel derse çevireceğiz. Tabii bu da karlılık ve işleyiş açısından birtakım zorlukları beraberinde getirdi. Buna rağmen, ciddiyet ve kararlılıkla bunu uyguladık ve yıl sonu itibarıyla iyi sonuçlar aldık.

Müşteri memnuniyetini oluşturduktan sonra tamamen özel ders üzerine işleyen bir sistem kurma kararı aldık. Çünkü, diğer gruplarda okulun birebir taklidini yapıyorduk ve değişen bir şey olmuyordu. Aynı sorunlar, aynı problemler, okulda olduğu gibi o sistemde de oluyordu.

Fark Yarattık

Biz o sene bu memnuniyeti oluşturduktan sonra ve fikrimizi biraz daha somutlaştırdıktan sonra, artık okulun kötü bir taklidi olmayalım, okulda ne yapılıyorsa benzer etkinlikleri yaparak meşhur bir söze de atfen “Aynı şeyleri yaparak farklı sonuçlar elde etmeye çalışan aptaldır.” kaidesince okulda da yapılanların aynısını yaparak, okul 25-30 kişiyse biz 20 kişi yaparak, benzer öğretme yöntemleri kullanarak, aynı müfredatı uygulayarak hemen hemen bütün argümanları kullanarak sonucu değiştirmeye çalışıyoruz.

Matematikte başarısız olmuş bir öğrenciyi, performans açısından başarısız diyoruz. Matematik performansı açısından düşük performanslı bir öğrenciyi aynı şeyleri yaparak değiştirmeye çalışıyoruz. Bunun mümkün olmadığını gördük. Bu beyhude bir çabaydı bizim için. Tekrar tekrar aynı şeyleri yapmak istemiyorduk. 2014-2015 sezonuna dershanelerin kapatılma tartışmalarıyla beraber kendi adımıza da sistem değişikliğiyle girdik. Artık dedik ki daha ciddi ve daha kararlı olacağız. Evet, grup dersleri de verebiliriz, ufak gruplar da açabiliriz fakat önceliğimiz özel ders. Önceliğimiz özel ders dediğimiz zaman ortaya bambaşka bir durum çıkıyordu, yani, özel ders sektörleşebilecek miydi?

Özel dersin sürdürülebilir bir sistemi kurulabilecek mi? Nasıl olacak? Müşteri bunu alacak mı?  Diğer paketleri satın aldığı gibi özel dersin de müşterisi haline gelebilecek mi? Düzenli bir müşterisi olabilecek mi? İnsanlar sınava özel dersle hazırlanacaklar mı? Yani, şu an bile nasıl bir maliyet çıkar acaba diye düşüneceksinizdir muhtemelen. “İnsanlar sınava özel dersle hazırlanacaklar mı?” sorusu ana sorulardan birisiydi. “Okula takviyenin ana yolu özel ders olabilir mi yoksa sadece takviyenin de takviyesi bir nevi yan yol mu olur?” E-5 tabiriyle, E-5’ten mi gidilir yan yol olarak mı görülür diye bir ikilemde kaldık. 2014-2015 sezonu itibarıyla bu bir soru işaretiydi ama bugün 2017’de böyle bir soru işaretimiz yok. Evet, sınav takviyesinde de okula takviyeye de özel ders ana yol olabilir.

Maliyetleri Nasıl Düşürdük?

Tabii en önemli ve en çetrefilli konu maliyetti. Özel ders şartlarını düşünürseniz piyasada özel ders 70-80-90-100 lira, hatta 200 liraya kadar çıkabiliyor. Sınava hazırlanma süresince her dersin ana konularını işlediğini düşündüğümüzde, bir TEOG düşünün bir YGS – LYS düşünün, sayısal branştan hazırlanan birisi matematikte öğrenmesi gereken en az 30 başlık var. Her bir başlığın öğrenilmesi 2’şer saatten olsa, sadece matematik için 60 saat özel ders gerekir. Matematik yoğunluğunu göz önünde bulundurarak diğer branşları da dahil etseniz bu ciddi bir maliyet çıkartır. Yani, 200 saat gerekse 20 bin liraları bulan maliyetle karşı karşıya kalıyorsunuz. Dolayısıyla bu da özel ders fikrini vermiyor size. Fakat biz burada şunu sorduk, özel dersin maliyetinin düşürebilir miyiz?

Ayrı bir başlık da açılabilir. Özel dersin maliyeti düşürülebilir mi? Düşürülse nasıl düşürülür? Biz buna şuradan başladık, özel ders veren kurumlar, özel ders anlaşması yapan öğretmen arkadaşlar nasıl çalışıyorlar? Şöyle çalışıyorlar; diyorlar ki “Ben matematik veriyorum, arkadaşım da fizik veriyor. Ben 100 liraya bağlıyorum bu aileyi, evine gidip geliyor, bu arada onun için ekstra bir şey açacağım. 100 liraya bu aileyi bağlıyorum 50 lirasını sana veriyorum.” diyor. Şimdi yarı yarıya bir anlaşma yapıyorlar. Dolayısıyla yılda 2-3 tane böyle özel ders öğrencisi bulurlarsa ayda birkaç defa da özel ders alırlarsa bu kişilerin MEB’de ya da kolejde öğretmen olarak çalıştığını varsayarsak, 2500-3000 lira maaşlarının üzerine bir bu kadar daha ek para kazanmak çok makul geliyor. Fakat bu düzen böyle devam ettiği takdirde, özel dersin tabana indirgenebilecek bir durumu oluşmuyor. Biz dedik ki peki şöyle olsa nasıl olur?  O zaman şartlarında özel sektörde öğretmen maaşları 1500 lira ile 2000 lira arasındaydı. Biz bir öğretmene, özel ders veriyorum diye ekstra bir başlık açmadan, normal kuruma alsak ama özel derse soksak, yani, onun bütün dersleri haftada 40 saat derse giriyorsa 40’ı da özel olsa… Bu aşağı yukarı 2 saatten 20 tane özel ders öğrencisi demektir. Böyle olabilir mi doldurabilir mi diye düşünüyorduk ve oldu. Böyle olunca da direkt maliyet düştü.

Özel Dersi Kurumsallaştırdık

Maliyeti düşürmeye muvaffak olduktan sonra şöyle bir problemle karşılaştık. Bu da bir alt başlık gibi aslında ikinci bir konu “özel dersi kurumsallaştırma ve düzene sokma” yolculuğunda bir diğer problemdi. Yani, bir öğretmenin 2 -3 tane öğrencisini düzene sokması ve onlarla program ayarlaması çok kolaydı fakat şimdi kurumsallaşmış ve total olarak satılan bir hizmetin onlarca öğretmen ve yüzlerce öğrencinin organizasyonunu yapmak çok daha zor ve daha karmaşık bir duruma sebep oluyor. Çünkü şöyle bir algıyla karşılaştık, aslında biliyorduk ama içinde karşı karşıya kalınca çok daha net hissettik. Özel ders kelimesi,  velilerin zihninde, “istediğim zaman alabileceğim, istediğim kadar alabileceğim ders” anlamına da geliyordu.

Özel dersi kurumsallaştırırken ve ekonomik hale getirirken yaptığımız ikinci hamle de budur. Biz velideki bu algıya dedik ki “Hayır, böyle olmasın! İstediğin zaman istediğin kadar alma huyundan vazgeç. Planlı ve her hafta düzenli bir şekilde özel ders al ve bütün takviyeyi bununla yürüt.” Mesela cumartesi 11 ile 1 arasında ders. Bunu kararlaştır al. Fen bilgisi dersinde takviye yapmak istiyorsun mesela, dönem boyunca böyle devam et. Buna böyle devam etmezsem ne zaman istersem ne kadar istersem alırım, sınav zamanında 8-10 tane alırım diğer zamanlarda almam şeklindeki disiplinsizlikler ve düzensizlikler özel dersin maliyetini yükselten bir durum. Biz bu maliyetin yükselmesinin önüne geçmek için velileri bu disiplinsizlik konusunda uyardık ve ikna ettik. En nihayetinde bir domino etkisi oluşturdu ve bütün müşterilerimiz buna ikna oldu. Tıpkı bir dershanenin saati nasıl sabitse belliyse, şu saatlerde şu şartlarda kabul ediyorsa özel derste de bunu kabul ettirmeyi başardık. Hatta daha da özel bir durum var. Burada dershane mesela 6. Sınıf programını yapar önüne koyar, hem saati itibarıyla hem içerik itibarıyla… Fakat biz burada hala bu esnekliğimizi koruyabiliyoruz özel dersin avantajları kısmında ifade edeceğim bunu.

Halen şunu koruyabiliyoruz senin istediğin derslere takviye yaptırırız, senin ve hocamızın uygun gördüğü miktarda takviye yaptırıyoruz. Sadece şunu söylüyoruz başta bir şeye mutabık kalacağız ve bu mutabakat sağladığımız konu üzerinden devam edeceğiz. İşte saatler, zaman, miktar, ders bunların üzerinden devam edeceğiz. Aksi takdirde bu disiplin sağlanmazsa ekonomik dediğimiz şey gerçekleşmeyecek.

Alternatif Ürettik

Bu anlattığım iki başlık üzerinde, yani, özel dersin ekonomikleştirilme sürecinde öğretmenin kadrolu ve düzenli çalıştırılması bir birim saat yani 40 dakikanın maliyetini düşüren bir hamleydi. Daha sonra velinin düzenli bir programa ikna edilmesi, bizim için ikinci bir başlık oldu. Bunlar özel dersin ekonomik olmasını sağladı. Fakat ilerleyen dönemde şöyle bir problemle karşılaştık. Mesela, matematikten üslü sayıları bilmeyen, anlayamayan bir öğrenci üslü sayıları öğrenmek açısından 1 ders ya da 40 dakikalık 2 ders bu öğrenciye üslü sayıların ana konularını anlatmak için hele ki özel derste yeterli oluyordu. Fakat anladığı konuyu pekiştirme kısmında dershanelerdeki etütler ve o derslerin defalarca tekrar ediliyor olması başka hocadan ders alınması, 6 saat matematik dersi var diyelim müfredatta görünüyor işlenecek diye, 6 saatte pekiştirme 12 saat. 12 saatte üslü sayıları ancak tekrar tekrar anlatabilirsiniz, yani, 12 saat anlatacak bir şey yok üslü sayılarda. Haliyle böyle bir durum ortaya çıkınca dershanelerde bir takviye konusu güçleniyor gibi bir duygu oluşuyordu. İşte ben bu konuyu bir daha gördüm, bir daha gördüm gibi bir durum oluyordu.

Sistemin burasında bir zafiyet sezmiştik o tarihte. Yani, biz bu kısımda eksik kalıyoruz. Öğrenciye verimli bir şekilde yaklaşık işte 80 – 90 dakikada bir konuyu anlatıyoruz fakat pekiştirecek zamanımız olmuyor ve sırf soru çözmek için de bir ders harcamak özel dersin maliyetini yükseltecek bir konu oluyordu. Yani şöyle düşünün 2 saat ders yaptık 1 saatte çocuk soru çözüyor biz başında bekliyoruz. Bu maliyeti yükseltecek bir şey. Tekrar soru çözmek için bir daha özel ders demek yeterli özel ders miktarının totalde artması demekti. Buna şöyle bir çözüm ürettik, açtığımız kurumlar milli eğitim bakanlığına bağlı kurumlardır, hepsi istisnasız, mevzuat içerisinde, standartlar yönergesi içerisinde mekan inşa ederken bir de öğrencilerin toplu ders çalışabileceği, bizim kütüphane dediğimiz, piyasada etüt salonu, ders çalışma salonu diye bilinen yerler kurmaya başladık yani. Kurumların içerisine bunu entegre ettik. Bunların başına sayısal ve sözel branşlardan birer öğretmen yerleştirdik, her zaman orada bulunmak kaydıyla. Dersinden çıkan öğrenci kütüphane içerisinde yaptığı çalışmalarla öğrendiği dersi takviye etmeye başladı. Bu da aslında bizim acaba alternatif olur mu dediğimiz şeyi çok daha güçlendirmiş oldu. Evet, alternatifiz artık çok net bir şekilde.

Her Şeyi Mevzuata Uygun Hale Getirdik

Kurumsallaşma sürecinin dördüncü büyük adımı ise resmi mevzuatlar ve MEB mevzuatlar açısından bunu yasal bir zemine oturtturmaktı. Bilindiği gibi bizde bütün eğitim hareketleri milli eğitime bağlı olarak hareket edebiliyor. Yani, sizin veli olarak bir yerden duyabileceğiniz bazen duyarsınız “ben mental aritmetik yapıyorum, bu milli eğitime bağlı bir faaliyet değil” der kurum sahibi ya da kurumun çalışanları ki bu Türkiye şartlarında doğru değil. Ahlaki açıdan doğru değil demiyorum, Türkiye şartlarında doğru değil diyorum. Türkiye şartlarında Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı olmayan bir eğitim faaliyetinin yürütülmesi isterse saç örme eğitimi olsun bu, mümkün değil.

Biz de bu kadar hummalı ve büyük kurumsallaştırma iddiasıyla hatta sektörleşme iddiasıyla bir yola çıktığımızda en ciddi sorunlarımızdan bir tanesi buydu. Bu kurumları hangi başlık altında açacağız, nasıl yapacağız. Bu soruya bulduğumuz cevap “muhtelif kurs“. Bu günlerde meşhur herkesin artık bildiği bir kavram. Muhtelif kurs başlığı altında açma kararı aldık. Daha sonra muhtelif kurstan uygun programları seçtik, uygun programları muhtelif kursun içerisine yerleştirdik. Bununla beraber bu özel ders düzenine uygun bir şekilde odacıklar inşa ettik. Milli eğitimin de kabul edeceği zümre odası, rehberlik odası gibi milli eğitimin hoş görebileceği, anlayabileceği şekilde gereksiz yer israfı yaptırmayacak, gereksiz yere mekan teşkil ettirmeyecek, yer işgal ettirmeyecek şekilde bölmeler yaptırmaya başladık. 3 m2’lik,  4 m2’lik ve 5 m2’lik, 2 kişinin girebileceği, 3 kişinin girebileceği, m2 hesabına vurduğunuzda rahat rahat çalışabileceği ortamlar kurmaya başladık ve bu ortamlara milli eğitimden izin almayı denedik ve aldık. İzinler alındıktan sonra bunu da İstanbul’un birçok yerinde yaygınlaştırdık. Şu an geldiğimiz noktada, İstanbul’da 20 civarında lokasyonda bu hizmeti verelebiliyoruz. Hep ekonomik ekonomik dedim ama herhalde hiç rakam telaffuz etmedim, ortalama olarak erken kayıttan yararlanmış veliler minimum 40 TL’ den bir kısmı da 45 – 50 TL civarında bir miktarla özel dersten yararlanabiliyor. Yani, bu anlattığım hummalı, vergisini veren, resmi açılışını yapan, size her türlü ders imkanı sunabilen ve bu süreçten geçmiş karşınızda bir kurum olarak muhatap olan bu yapı, size özel dersi bir üniversite öğrencisi fiyatına neredeyse 40 TL 45 TL gibi rakamlara sunabiliyor hizmet olarak.

Sonraki Hedeflerimiz

Tabii 4 yıllık bir faaliyetin kurumsallaşmayı ve sektörleşmeyi tamamladığını söylemek çok tuhaf olur. Bu süreç bitti tamamlandı, artık biz olduk, bu iş tamamdır gibi bir iddiada bulunmak toyluk olur. Kurumsallaşma adına birkaç büyük adım olarak göreceğiz. Öncelikle tabii ki ilk ihtiyacımız sektörde iyi bir rakip. Yani bize bizim dilimizle konuşan, eğitime bizim gibi daha bireysel temelli yaklaşan, zaman israfından dert yanan, daha verimli, öğrenciye de zaman bırakacak şekilde çalışma yapan, yine bunları özel dersin faydalarında ifade edeceğim… Böyle bir mantık, ve en önemlisi ticari yapı itibarıyla da kurumsal bir firmanın rakip olması gerekir. Bu rekabet hem özel dersin pazarını genişletecektir hem de rekabet edilen kurumları zinde tutacaktır, canlı tutacaktır. İlk büyük adım bence bu olacak. Umarım birkaç yıl sonra sektörde rakiplerimiz olur.

İkinci bir başlığımız şu an zayıf olduğumuzu kabul etmemiz. Öğretmenlerin tek bir tedrisattan geçirilmesi, tabii ki öğretmenlerimiz eğitim fakültelerinden mezunlar, belli bir mantıkla belli bir çerçeveyle mezun oluyor, o mantıkla da piyasaya geliyorlar. Fakat özel ders dünyası bunun içinde biraz daha özelleşmiş bir dünya oluyor. Kendi sistemi olan, yapısı olan, kendi içinde bir ders işleme mantığı olan, genelde bizim eğitim fakültelerinde öğretmen arkadaşlarımız bir sınıf yönetimi üzerine, bir sınıfı yönetmek ve bir sınıfa ders anlatmak üzerine eğitim alıyorlar. Bilgi aktarımının bu kadar salt ve yoğun yaşandığı bir sistem görmüyorlar. Bizim sistemimiz, birkaç yıl içerisinde, 1-2 yıl içerisinde bu sistemi yazıp bu kodları oluşturup, bütün bünyesine aldığı öğretmenlere özel ders nasıl verilir konusunun eğitimini vermeye başladığında, kurumsallaşması adına özel ders sektörünün somut bir adım atılmış olacak. İkinci bir başlık olarak da bunu yazalım.

Üçüncü başlık olarak, burada en önemlilerden birisi de özel dersi tek bir kültür haline getirecek bir yayın. Yani, daha doğrusu, içeriğini özel ders uygulamaları üzerine yazmış bir yayınevi oluşması. Bunu da bizim yapacağımızı umuyorum ya da ön görüyorum. Bizim öğretmenlerimiz, her bir dersin her bir konunun özel derste nasıl işlendiğine göre bazı metinler ve yapılar oluşturacaklar. Ve bu yapılara göre yayın çıkacak. Bu yayın da çıktığında özel dersin kurumsallaşma süreci aşağı yukarı tamamlanmış olacak.

Hemen AraFacebookTwitterInstagramWhatsApp