Enter your keyword

Neden İngilizce Konuşamıyoruz ?

Neden İngilizce Konuşamıyoruz ?

İngilizce Öğrenmedeki Sorunlar

Günümüz dünyasında, yabancı dil denildiğinde akla gelen ilk dil İngilizce’dir. Global dünyanın tüm ihtiyaçlarına karşılık veren İngilizce, eğitim ve iş dünyasında da önemli kriterlerden biri haline gelmiştir.

Tüm dünyada ilk sırada yer alan İngilizce, bizim ülkemizde 90’lar sonrası eğitim dünyasına girmiş ve zaman içerisinde okul öncesi eğitimle beraber 2-3 yaş sınırına kadar çocukların eğitimine dahil olmuştur.

Erken dönem dil eğitiminin dil gelişimi açısından büyük önem taşıdığı kabul edilse de, ülkemizde İngilizce eğitimi bazı sorunlarla karşı karşıya kalmıştır. Bunun sonucunda yıllarca İngilizce eğitimi almış ancak İngilizce konuşup anlayamayan bir nesil ortaya çıkmıştır. Okumakta olduğunuz bu yazı ile bu sorunları maddeler halinde ele alıp bunun doğrultusunda ortaya çıkan İngilizce özel ders ihtiyacını dile getireceğiz.

SİSTEM PROBLEMLERİMİZ

Günümüz eğitim sisteminin dil öğreniminden çok dil bilgisi öğrenimine odaklanması ilk problemimizdir. Dil kendiliğinden pratiğe dökülen bir olgudur. Hepimizin bildiği gibi bebekler maruz kaldıkları dil konusunda gelişir ve o dil onların ana dili haline gelir. Anadili Türkçe olan bizler için İngilizce normal yaşantımızda maruz kalamadığımız bir dil olmuştur. Sadece kitaplarda bize verilen kurallar bütününe dönüşmüştür. Dile maruz kalma durumu, o dile mecbur olma vasıtasıyla ortaya çıkar ve pratiğe dönüşür. Ancak yabancı dil müfredatı sınav odaklı olduğu için mesele dil bilgisinden öteye gidememektedir. Bahsettiğimiz durumu şöyle örneklendirebiliriz. Henüz Türkçe konuşamayan birinin ‘’Zarf nedir?’’ ‘’Sıfat nedir?’’ ‘’Yüklem cümlenin neresine bulunur?’’ şeklinde sorularla karşı karşıya kalması gibi bakabiliriz.

Okullarda konuşma (speaking), yazma (writing) ve dinleme (listening) etkinliklerinin yeterli olmayışı diğer bir problem olarak karşımıza çıkmaktadır. Konuşma (speaking), yazma (writing) ve dinleme (listening) dil öğreniminin olmazsa olmazları arasındadır.  Çünkü dil hem işitsel hem görsel duyularla etkinlik kazanır. Bir önceki maddede bahsettiğimiz dile maruz kalma durumu bu madde ile ilintilidir. Öğrenci ne kadar çok İngilizce konuşmaya, yazmaya ve dinlemeye maruz bırakılırsa bu konuda o denli gelişecektir. Kendini İngilizce ifade etme mecburiyeti o kişinin beyninin her iki lobunun da çalışmasını sağlayıp dilde daha etkin bir hale gelmesine sebep olacaktır. Burada öğretmenlere ciddi bir görev düşer. Öğrenci kurallar bütününden sıyrılıp kendini özgürce ifade etme durumuna yönlendirildiğinde İngilizce onun için korkulacak bir dil olmaktan çıkıp eğlenceli bir etkinlik haline dönüşecektir. Hepinizin bildiği gibi şarkılar, filmler ve oyunlar bu eğlenceli etkinliğin en güzel yanlarındandır. Size hoş gelen bir müzik eşliğinde dinleyeceğiniz bir şarkı, siz farkına varmadan kulağınıza işleyecek ve dil gelişiminizi destekleyecektir. Aynı bağlamda İngilizce altyazılı İngilizce bir film size tahmin edemeyeceğiniz kadar kelime ve cümle yapısını öğrenmenizi sağlayıp dil gelişiminizi hem görsel hem işitsel açıdan pekiştirecektir.

OKUL İMKANLARI KISITLI OLABİLİR

Okullardaki kaynak, kitap ve görsel sorunu da önemli problemlerdendir. Günümüzdeki İngilizce eğitiminde öğretmenler için kısıtlayıcı ve en ciddi sorunlardan biri de kaynak kitap sorunudur. Ne yazık ki müfredat içeriğinde MEB tarafından kabul edilmiş kitaplar ve etkinlikler haricinde öğretmenin başka bir kitap kullanması ve hatta yönlendirme yapması dahi yasaktır. Bu sebeple öğretmenlerimiz kendilerine verilen kaynakların dışına çıkamamakta ve kendilerine ait öğrenme tekniklerini öğrenciye yansıtamamaktadır. Sözü geçen kitaplar da gramer odaklı olduğu ve sınava yönelik kurgulandığı için İngilizce geçilmesi gereken bir ders olmaktan öteye gidememiş ve dilbilgisi kavramından uzaklaşamamıştır. Bu da pratiğe dökülemeyen, konuşulamayan, dinleyince anlaşılamayan bir dil ortaya çıkartmıştır.

Öğrenciler arası algı ve öğrenme yatkınlığındaki seviye farkı diğer bir problemimizdir. Öğrenciler arası seviye farkı, her branşta olduğu gibi İngilizce öğrenimi açısından da ciddi bir sorundur. Dil öğrenmeye yatkınlık öğrenciden öğrenciye değişmektedir. Bu sebeple bir ders boyunca İngilizce konuşan öğretmene karşı kimi öğrenci duyarsız, kimi öğrenci tüm algıları ile öğretmene yönelmiş durumdadır. Kalabalık sınıf ortamındaki bu fark da hem öğretmen hem öğrenci açısından başarısızlığı kaçınılmaz hale getirmektedir.

Ele aldığımız tüm sorunların dışında özel ders ile birebir İngilizce eğitimi bir lüks olmaktan çıkıp bir gereksinim haline gelmiştir. İstediği her türlü kaynağı ve tekniği kullanabilen öğretmen birebir etkileşimle öğrencinin seviyesine göre hareket edebilmekte ve karşılıklı güven ve sevgi çerçevesinde İngilizce bir ders olmaktan çıkıp iki insanın anlaşma biçimine dönüşebilmektedir

Unutmayın! İngilizce ona karşı önyargıların kırılıp geçilmesi gereken bir ders olmaktan çıktığı zaman öğrenilebilir. Dili bilgisinden çok dil öğrenmeye çalışan bir nesil ve bu yönde geliştirilmiş bir eğitim sistemi temennisiyle…

 

Nur Deniz POLAT

İngilizce Öğretmeni

One Comment

  1. hALİME
    added on 10 Oca, 2018
    Cevapla

    OKULDA KAÇ YIL İNGİLİZCE DERSİ GÖRDÜM AMA HİÇ BİRİ YABANIC DİZİLER KADAR YARDIMCI OLMADI. ÇOK İYİ BİR NOKTAYA DEĞİNMİŞ HOCANIZ

Yorumunuz

Your email address will not be published.

20 − seventeen =

Hemen AraFacebookTwitterInstagramWhatsApp