Enter your keyword

Beşeri Sermayenin Kalkınmaya Olan Etkisi

Beşeri Sermayenin Kalkınmaya Olan Etkisi

İktisadi kalkınma modern devletlerin gündemlerinde her daim kendine büyük bir yer bulsa bile, kalkınmanın yollar dönemlere göre değişiklik göstermiştir. Sanayi devriminden sonra 20.ve 21. yüzyıl başlarında kalkınma sermaye ve materyal birikimine dayalı sadece iktisadi büyümeyi hedefleyen bir olgu iken, bu zaman içinde değişmiştir. 1980’lerden sonra özelikle Japonya ve Kore kalkınma hareketleri ile birlikte beşeri sermayede kalkınmanın önemli bir bileşeni olmuştur. Özellikle Filipin ile Kore kalkınmasının karşılıklı incelemesinin yapıldığı çalışmada Kore’nin Filipin’e göre daha hızlı bir ekonomik kalkınma göstermesinin en temel sebebinin Kore’nin göreceli olarak daha fazla beşeri sermayeye sahip olması gösterilmiştir.

grafik1

Tablo 1 gösterildiği üzere, toplumun aldığı ortalama eğitim süresi ile GSYH arasında pozitif ve güçlü bir ilişki olduğu gözükmektedir. Bunun en temel sebeplerin arasında eğitim süresi artıkça kişi başı gelirinin de arttığından dolayı kişi başı GSYH artması beklenmektedir. Ayrıca Solow’un ortaya koyduğu üretim fonksiyonun, sermaye, işçi ve üçüncü bir etken olarak teknoloji ortaya konulsa da, daha sonra anlaşılmıştır ki; sahip olunan teknolojiyi etkili ve verimli kullanmak işçi ile alakalı olduğundan toplumun eğitim düzeyinin bunda önemli bir etkisi olduğu görülmüştür. Bununla birlikte birçok gelişme olan ülke ve uluslararası kalkınma kurumları kalkınmayı artırmak adına eğitime daha fazla önem vermişlerdir.

grafik 2

Tablo 2’de görüldüğü üzerine 1990 ile 1999 arasında eğitime daha fazla yatırım yapan hükümetlerin 2000 ile 2010 arasında daha yüksek iktisadi büyüme gösterdikleri gözlemlenmiştir. Bu durum hükümetlerin eğitime daha fazla yatırım yapmaları yönünde bir teşvik olarak algılansa da, kısıtlı imkanları nereye, nasıl ve hangi yönde harcadığı da kalkınmaya olan yapılan yatırımın geri dönüşünü etkileyen unsur olmuştur.

 

grafik 3

Lakin sonradan yapılan araştırmalar göstermiş ki, kalkınma ile eğitim süresi arasındaki bir bağ olsa dahi, bu bağ zayıf bir bağ olarak bazı çalışmalarda gösterilmiştir (Tablo 2). Ayrıca Dünya Bankası tarafından yapılan bir çalışmada görülmüştür ki, gelişmekte olan ülkelerin eğitim süreleri artmasına rağmen beklenen oranda bir kalkınma göstermemişlerdir. Bunun en temel sebebi olarak da eğitim kalitesindeki düşüklük olarak açıklamışlardır.

grafik 4

Tablo 3’de görüldüğü üzere, eğitim süresi ile zayıf olan bağ PISA skoru ile pozitif ve güçlü olarak bağlıdır, PISA test skoru yüksek olan ülkeler daha büyük oranda büyümüşlerdir. Burada özelikle son dönemde günden olan Asya kaplanları diye adı geçen Kore, Singapur, Tayvan ve Hong Kong’un tabloda görüldüğü üzere en yüksek PISA skoruna sahip olmaları, eğitim kalitesi ile kalkınma arasındaki bağı açıklayan diğer bir gösterge olarak karşımıza çıkmaktadır.

grafik 5grafik 6grafik 7

PISA ile kişi başı GSYH arasındaki bağa daha derinlemesine baktığımızda ise, öncelikle tüm alt birimler ile güçlü ve pozitif bir bağ olduğu göze çarpmaktadır. Yalnız bu bağ Tablo 7 görüleceği üzerinde en fazla okuma becerilerinde ve sırasıyla matematik ve fen bilimleri olarak devam etmektedir. Buradan anlaşılmaktadır ki; okuduğu anlamak gelişmenin en temel bileşeni olarak karşımıza çıkmaktadır. Göreceli olarak fen bilimleri ile kişi başı GSYH arasındaki bağın daha diğerlerine göre  zayıf olması, teknolojik ilerleme ve kalkınma bağlamı ile düşünüldüğünde tezat oluşturuyor gibi gözükse de; teknolojinin ithal edilebilir olması, var olan bilgi ve teknolojiden etkin bir şekille faydalanmak, onu içselleştirmek için okuduğunu anlamanın fen bilimlerine nazaran göreceli olarak daha etkin olması ve matematiğin birçok bilim için ana kaynak olması gibi olgular hesaba katıldığında anlaşılır olmaktadır.

grafik 8

Son olarak Tablo 7’den anlaşılacağı üzere, PISA test skorlarının her bir alt birimi arasında da çok güçlü bir bağ bulunmaktadır. Bu sebeple ülkeler eğitimi bir bütün olarak düşünmeli sadece fen bilimine veya matematiğe ağırlık vermek gibi yanlış politikalar izlememelidirler.

 

Not: Tablo 4 ve sonrasındaki tablolar yazar tarafından hazırlanmış olup 32 ülkeyi içermektedir

HENÜZ YORUM YOK

Yorumunuz

Your email address will not be published.

eight − 3 =

Atabey'e Sorun